Projede klasik resort mimarisi yerine topografyaya yayılan organik bir form dili tercih edilmiş. Yapının kıvrımlı çatısı ve yatay yerleşimi deniz ufkuyla bütünleşerek doğanın devamı gibi hissediliyor.
Mimari Proje Detayları
Proje Konusu: Otel Proje Örnekleri
Mimar: Bjarke Ingels Group
Alan: 2.350 m²
Yıl: 2025
Fotoğraflar: Kenta Hasegawa
Birçok mimari yorumcular özellikle yapının “manzarayı kesmeyen mimari yaklaşımını” öne çıkarıyor. Çünkü resort araziye baskın bir obje gibi yerleşmek yerine kıyı çizgisiyle uyumlu biçimde tasarlanmış.
Geniş cam yüzeyler sayesinde iç mekanlar sürekli olarak deniz manzarasıyla ilişki kuruyor. Gün doğumu, gün batımı ve değişen hava koşulları mekan deneyiminin doğal parçasına dönüşüyor.
Peyzajın Devamı Gibi Tasarlanan Mimari
Japonya’nın Seto İç Denizi’nde, Sagishima Adası’nın kıyısında konumlanan NOT A HOTEL Setouchi, klasik resort mimarisinden oldukça farklı bir yaklaşım sunuyor. BIG tarafından tasarlanan proje, doğanın üzerine yerleşen bir yapı olmaktan çok, topografyanın devamı gibi davranıyor.
Arazinin eğimli yapısı tasarımın merkezine alınmış. Villalar tepenin formunu takip eden uzun ve akışkan çizgilerle şekillendirilmiş. Yapılar uzaktan bakıldığında adeta araziye gömülüyormuş hissi yaratıyor.
Projede yer alan “180”, “270” ve “360” isimli villalar manzaraya göre konumlandırılmış. Her biri farklı açılardan Setouchi kıyılarını izliyor. Özellikle 360 isimli halka formundaki villa, merkezindeki avluyla birlikte hem tamamen dışa açılıyor hem de kullanıcıya korunaklı özel alan hissi veriyor.
Bu yaklaşım projeyi gösterişli bir tatil kompleksinden çıkarıp manzaranın parçası haline getiriyor.
Japon Gelenekleri ile İskandinav Sadeliginin Dengesi
Projede en dikkat çeken noktalardan biri Japon mimarisi ile İskandinav tasarım anlayışının birleşmesi oluyor. İç mekanlarda kullanılan yalın çizgiler, doğal malzemeler ve sakin renk paleti mekânlara oldukça dingin bir atmosfer kazandırıyor.
Villaların taşıyıcı duvarlarında “rammed earth” yani sıkıştırılmış toprak tekniği kullanılmış. Üstelik kullanılan toprak doğrudan araziden çıkarılmış. Bu yüzden duvar yüzeylerinde doğal katmanlar ve renk geçişleri görülebiliyor. Bu detay yapının yalnızca doğaya yakın görünmesini değil, fiziksel olarak da bulunduğu yere ait hissettirmesini sağlıyor.
Geniş cam cepheler geleneksel Japon shoji panellerinin modern yorumu olarak düşünülmüş. İç ve dış mekan arasındaki sınırlar neredeyse tamamen kayboluyor.
Zeminlerde kullanılan koyu taş döşemeler ise tatami yerleşim sisteminden ilham alıyor. Böylece modern mimari dil kullanılırken Japon kültürüne ait detaylar da hissedilmeye devam ediyor.
Doğa ile İç İçe Yaşam Deneyimi
NOT A HOTEL Setouchi’de mimari yalnızca görsel bir tasarım değil, doğayı hissetmeye yönelik bir deneyim olarak ele alınmış. Villaların büyük bölümü tek hacim hissi verecek şekilde planlanmış. Banyolar, depolar ve servis alanları ayrı çekirdekler halinde çözülmüş. Böylece yaşam alanları daha açık ve kesintisiz hale gelmiş.
Tavan pencereleri sayesinde kullanıcılar evin farklı noktalarından gökyüzünü görebiliyor. Sonsuzluk havuzları, açık ateş alanları, sauna bölümleri ve iç avlular doğayla sürekli ilişki kurulmasını sağlıyor.
Özellikle gün doğumu ve gün batımında oluşan ışık atmosferi projenin en güçlü taraflarından biri haline geliyor. Yapının denize açılan geniş cam yüzeyleri sayesinde manzara mekanın doğal parçasına dönüşüyor. Buradaki lüks anlayışı gösterişli detaylardan değil; sessizlik, açıklık ve manzaradan besleniyor.
Sürdürülebilirlik ve Yeni Nesil Konaklama Yaklaşımı
Projede sürdürülebilirlik yalnızca teknik bir detay olarak değil, tasarımın temel parçası olarak düşünülmüş. Çatılarda düşük yansıtıcılığa sahip güneş panelleri kullanılmış. Geniş saçaklar ve açılabilir cephe sistemleri doğal havalandırmayı destekliyor. Yağmur suyu ise peyzaj sulamasında yeniden kullanılıyor.
Arazideki doğal bitki örtüsü korunmuş ve yeniden canlandırılmış. Zeytin ağaçları, limon ağaçları ve yerel bitkiler projeye tekrar dahil edilmiş. NOT A HOTEL markasının farklı kullanım modeli de projeyi klasik resort anlayışından ayırıyor. Yapılar tamamen otel mantığında çalışmıyor; kullanıcılar belirli dönemlerde kullanım hakkına sahip olabiliyor. Bu sistem konut ile otel deneyimi arasında hibrit bir yaşam modeli oluşturuyor.
Tüm bu yaklaşım sayesinde NOT A HOTEL Setouchi yalnızca mimari açıdan değil, yaşam biçimi açısından da çağdaş konaklama anlayışına farklı bir bakış getiriyor.

























